RÖPORTAJLAR

Mustafa Akıncı ile Röportaj

Written by admin

This is an example of audio post format. It supports all embedded audio URLs as well as self-hosted audio files.

Kıbrıs Türk siyasi hayatında önemli bir yere sahip olan Mustafa Akıncı, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili sorularımızı yanıtladı. 2015 Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde bağımsız aday olacağını açıklayan Akıncı, “Bağımsız adaylık, makamın niteliği ile de uyumludur” dedi.

Kıbrıs’ta çözüme ulaşılması için şimdilerde yeni bir dinamik doğduğunu belirten Akıncı, Cumhurbaşkanlığının en başta elbette Kıbrıs konusuyla ilgilenmek durumunda olduğunu ancak topluma evrensel değerler ışığında öncülük, rehberlik etmek görevi olduğunu da işaret etti…

Oshan SABIRLI

09.05.2014

Kıbrıs Türk siyasi hayatında önemli bir yere sahip olan Lefkoşa Türk Belediyesi’nin (LTB) eski başkanlarından, eski Başbakan Yardımcısı ve Bakanlarından Mustafa Akıncı, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Deneyimli siyasetçi Mustafa Akıncı, 2015 Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde neden bağımsız aday olacağını açıkladı.

Mustafa Akıncı, adaylığının toplumsal ihtiyaç temelinde gündeme geldiğini belirterek, kesinlikle bir makam tutkusunun sonucu olmadığını vurguladı.

Bugünkü durumdan Kıbrıslı Türklerin mutlu olmadığını belirten Akıncı, Türkiye ile sağlıklı ve kişilikli yeni bir ilişki zemini yaratma hedefiyle bu yola çıktığını ifade etti.

Kıbrıs’ta çözüme ulaşılması için şimdilerde yeni bir dinamik doğduğunu belirten Akıncı, cumhurbaşkanlığının çözüm odaklı vizyonla hareket etmesi gerekliliğini işaret etti.

Cumhurbaşkanlığı makamının tarafsız ve bağımsız bir konumda olması, parti farkı gözetmeksizin tüm renkleri kucaklaması gereken bir makam olması gerekliliğine vurgu yapan Akıncı, bağımsız adaylığın, makamın niteliği ile de uyumlu olduğunu söyledi.

Bağımsız aday olması konusunda da Akıncı, “TDP’de bağımsız adaylık konusunda bir tereddüt olmadığı, gerek TDP, gerekse olası başka siyasal örgütlerin, adaylığına destek vereceklerine inanç belirtti.

Cumhurbaşkanlığının en başta elbette Kıbrıs konusuyla ilgilenmek durumunda olduğunu ancak topluma evrensel değerler ışığında öncülük, rehberlik etmek görevi olduğunu da işaret etti. Deneyimli siyasetçi Mustafa Akıncı, sorularımıza şöyle yanıt verdi:

Soru: Cumhurbaşkanlığı’na aday olacağınızı açıkladınız. Neden cumhurbaşkanlığına adaysınız? Adaylık kararınıza neler etken olmuştur, bu fikir ne zaman doğdu?

Mustafa Akıncı: “1960 yılında oluşturulan ortak Kıbrıs Cumhuriyeti 3 yıl sonra yıkıldığında açıkta kalan sadece Kıbrıslı Türkler oldu. Kıbrıslı Rum Toplumu Cumhutiyetin tek sahibi konumuna geçti. İngiltere üslerini korudu; diğer garantörler de garantörlüklerini.

2000’li yıllarda ortaya çıkan ve AB dinamiğinin tetiklediği Annan planına dayalı çözüm sürecinin sonunda da tek kaybeden yine Kıbrıs Türk toplumuydu. Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti çözüm olmadan AB üyesi oldu. AB’nin temel hedefi, kendi genişleme stratejisinin yaşam bulmasıydı ki, bunu başardı. Yunanistan ise ‘Kıbrıs alınmadan genişleme olamaz’ tehdidinin sonucunu aldı. Annan planını son tahlilde destekleyen Türkiye’ye de, AB ile üyelik müzakereleri için yeşil ışık yakıldı. Kıbrıslı Türkler ise ancak bireysel olarak Avrupalı sayıldılar, kimlik ve pasaport alma hakkı elde ettiler; toplumsal hakları ve kurumlarıyla AB’ de yer alamadılar.”

“YENİ BİR DİNAMİK DOĞDU”

“10 yıl buzlukta bekletildikten sonra şimdilerde yeni bir dinamik doğmuştur ki bu, hemen herkesin seslendirdiği enerji –hidrokarbon yataklarına ilişkindir. Ortak yarar temelinde ortak akılla Kıbrısta çözüme ulaşmak, önümüzdeki 5 yılın öncelikli konusudur diye düşünmekteyim. Kıbrıslı Türkler olarak bu sürecin önemli bir parçası olmak zorundayız. Aksi takdirde, tıpkı 50 yıl önce ve 10 yıl önce olduğu gibi, yine başkaları alacağını alır, biz de bakakalırız. KKTC Cumhurbaşkanının, bu verileri de dikkate alarak, toplumumuzun lideri sıfatıyla ve çözüm odaklı vizyonla hareket etmesi zorunludur. Birinci önemli nokta budur.”

“SAĞLIKLI VE KİŞİLİKLİ TÜRKİYE- KKTC İLİŞKİSİ”

“İkincisi, Türkiye ile sağlıklı ve kişilikli yeni bir ilişki zemini yaratmaktır. Bugünkü durum Kıbrıslı Türkleri mutlu etmemektedir. Kuşkusuz bunun ekonomik, sosyal, kültürel boyutları vardır ama meselenin özü, bunca yıldan sonra Kıbrıslı Türklerin artık kendi kurumlarında gerçek anlamda söz sahibi olma arzularına saygı gösterilmesidir.

“BİR ELİ KIBRIS SORUNUNDA ÖTEKİ ELİ PARTİLERİN İÇİNDE”

Soru: Cumhurbaşkanlığı’ seçimine bağımsız olarak katılacağınızı açıkladınız. Neden TDP’nin adayı olarak değil de bağımsız aday olmayı düşünüyorsunuz?

Mustafa Akıncı: “Cumhurbaşkanlığı makamının tarafsız ve bağımsız bir konumda olmasıdır. Bir eliyle Kıbrıs sorunuyla ilgilenirken, öteki eliyle siyasal partilerin içini karıştıran bir Cumhurbaşkanlığı makamının uygun olmadığını düşünmekteyim ve halkımızın talebinin de bu doğrultuda olduğunu gözlemlemekteyim.”

“KÖKLERİMDEN GURUR DUYAN BİRİSİYİM”

“Ben köklerimi inkâr eden değil, bundan gurur duyan birisiyim. Demokratik sol-sosyal demokrasi anlayışından gelmekteyim; ama Cumhurbaşkanlığı makamı parti farkı gözetmeksizin tüm renkleri kucaklaması gereken bir makamdır. Bu bağlamda, Bağımsız adaylık, makamın niteliği ile de uyumludur.”

“TDP’DE BİR TEREDDÜT YOKTUR”

“Temaslarım çerçevesinde çok iyi bilmekteyim ki, TDP’de bağımsız adaylık konusunda bir tereddüt yoktur. Kuşkusuz, gerek TDP, gerekse olası başka siyasal örgütler, Cumhurbaşkanlığı vizyonunu içeren bir programı onaylamak kaydıyla destek verebilirler ki, bu da son derece doğaldır. Benim şu an yapmakta olduğum da, esasen bu vizyonun temel parametrelerini oluşturmak ve halkımızla paylaşmaktır. Bu hususlar, zaten öteden beri inandığımız ve seslendirdiğimiz ilkelere dayalıdır. Daha ayrıntılı olarak, elbette desteklemeyi düşünenlerle de zamanı geldiğinde paylaşılacak, görüşleri alınacaktır. Ama her zaman gözetilecek temel husus, bireysel ya da partisel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar olacaktır.”

“KESİNLİKLE BİR MAKAM TUTKUSU DEĞİLDİR”

Soru: Cumhurbaşkanı seçilmeniz halinde hedefleriniz nelerdir?

Mustafa Akıncı: “Şunu vurgulamak isterim; Cumhurbaşkanlığı elbette en başta Kıbrıs konusuyla ilgilenmek durumundadır; ama topluma evrensel değerler ışığında öncülük, rehberlik etmek gibi bir görevi olduğuna da inanmaktayım. Toplumun diğer tüm ilgili kurum ve kuruluşları ile birlikte, Cumhurbaşkanlığı makamının da demokretikleşme, sivilleşme, temiz siyaset, hesap verebilirlik, şeffaflık, çevre duyarlılığı, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, çocuk hakları, hayvan hakları, kültür-sanat alanlarında çaba harcaması gerektiğine inanmaktayım. Zamanın ruhu diye bir kavram var. İçinden geçmekte olduğumuz zaman diliminde özetlemeye çalıştıklarımın toplumun ihtiyacı olduğu daha bir anlaşılır olmuştur diye hissetmekteyim. Gözlemlerim ve algım bu yöndedir. Adaylığım da bu toplumsal ihtiyaç temelinde gündeme gelmiştir diyebilirim. Kesinlikle bir makam tutkusunun sonucu değildir.”

Leave a Comment